kopmayan sayfalar (tasarım)

 kopmayan sayfalar tasarım : 
kitap 1..
-önsöz ..kopmayan sayfaların tanıtımı
1.bölüm - bir taşın damaya varış öyküsü
2.bölüm-bir damanın karelerdeki seyahati
3-bölüm -karelerin,oyuncuların ,tahtanın ve oyunun keşfi
kitap 2..
1.bölüm-damadan çıkıp satranca geçiş
2.bölüm-satrançtaki taşlar ve filmleri
3.bölüm-şah çekerken mat olup çıkmak
önsöz ...
1-kopmayan sayfaların tanıtımı
2-kopmayan sayfaların okuyucuyla tanışması
okuyucuya seslenip oyuna daveti
3-direktfiler vererek sayfalarına sokması
hangi kafayla gelmesi gerektiğini söylemesi ve 
ilk okuyan kişi olan zaşasa'yı oyuna alması
-damaya koşan adımlar 
1-madde eylem ilişkisi
1.atlama :
buradaki insanların güçleri fena
düşünülecek herşeyi düşünebilecek kapasitede
gelişmiş cihazlarıyla istedikleri herşeyi değiştirme yetisinde
 
evrenin bir beyin olduğunu anlayıp kör noktasında 
düşlediği herşeyi ortaya çıkaran bir medeniyet..


bir hikaye ...
demiş :"şu düşlediğim Tanrısal kurum/sistem adına
her kurumdaşımdan aylık 1'er lira toplayacağım 
ancak buna katılmayan dünyalı ya da dünya dışılardan ise
10'ar lira vergi toplayacağım.."
ki sonra da..
o Tanrıdan inme yeteneği ve zekasıyla
hack -layıp tüm yeryüzündeki işlemcileri
baş edilmez bir şekilde bu arzusunu yerine getiriyormuş.


aşktan söz etme bana!

hayır!
aşktan söz etme bana!
bilmez miyim kahrını?
bilmez miyim derdini? 
bilmez miyim bir tadımlık lezzetiyle
ne acılar yedirdiğini?
zehir mehir ne bulduysa ..mideme tıkmasıyla,
tüyü bitmemiş duyguları
tek tek yoluşunu sinemden?

hayır!
aşktan söz etme bana!
bilmez miyim talanını?
bilmez miyim dümenini?
bilmez miyim bir çift gözle
bağrıma soktuğu hançerleri?
incecik bir dala çevirdiği
koskoca gövdemin
nasıl da eğilip büküldüğünü ufacık bir esintiden?

hayır!
aşktan söz etme bana!
bilmez miyim tutsaklığını?
bilmez miyim hasretini?
bilmez miyim o kısacık anlarıyla
     ne yıllarımı tükettiğini?
hasretinde bir saatini
aylara döndürmesiyle,
beni nasıl da farksız kıldığını bir esirden?

hayır!
aşktan söz etme bana!
bilmez miyim çıyanlığını?
bilmez miyim ihanetini?
bilmez miyim üç kuruşluk menfaatine
ne satışlar yaptığını?
kaşıkla verdiği mutluluğu
kepçe kepçe almasıyla
neler neler çaldığını şu zavallı ömrümden?

hayır!
aşktan söz etme bana!
bilmez miyim sarhoşluğunu?
bilmez miyim cezbesini?
bilmez miyim kadeh kadeh 
içirip durduğu zehirlerini?
duygularımı meze kılıp
hem harcayıp bu dünyamı
hem de gafil edişini öte alemimden?

işgal altındalığım

 and olsun ki yüce Yaradana
bende toprakları işgal edilmiş bir insanım şu anda..
hatta çok daha beterim
ki onlar gibi kolay bir şekilde
anlatabiliyor da değilim kimseye ..bu işgal altındalığımı
bana inanmıyorlar bir türlü ..
öyle parmağımı uzatıp
gösterebiliyor da değilim
inkarcılıklarını ve yabancılıklarını..bir çırpıda
çünkü sinsice yapmaktalar bu işgallerini de
süslü kamuflajlar sarıp ..bununla sürdürüyorlar  sömürümlerini
bakın soruyorum size
 koca bir dokyanus sayın  şu odamın duvarlarını ..
ve deyin böyle beş metrelik  bir adacıkta yaşasaydım
söyleyin bunun yerine etrafımda tel örgüler
ve parmaklıklar olsaydı da
en azından etrafınızda konuşacak.. kimseler olsaydı
                                            bundan daha evla olmaz mıydı bir çoğumuzca?
siz bana zengin mi zengin bir ..ebu cehil sağlayın
ve onun hizmetçilerini de birer köle düşünün
ve söyleyin şu parasız yaşanmaz bir kentte
asgari bir ücretle
çalışan bir özgürlük sahibi kiracının…hayatımı…
daha büyük ve sağılıklı
                       yoksa o köle dediğin hizmetçilerin mi?
söyleyin ikisinin de yalanlardan kurtulup
özgür olma şansları ..aynı durmakta mı?
ikisi de terk edebiliyorlar mı ..şu beş metrelik adayı
ve o kaptırmış böyle….zulüm çarklarına dişlilerini
itaatini sürdürdükçe bir takım tağutlara
bir farkları olacak mı yaşadıkları sence?
şöyle biraz geriye çekilip ..
önünüze alıp o geldiğimiz yokluğu ve sizler
doğduğumuz şu sonu gelmeyecek varlıklığı..
ve şu kısır mı kısır boyut
bir demoluk sürecin….fonlarının…tonlarının
söyleyin o vardıracağı sonuçluğunun…yanında
                                                           nasıl da bir önemi var?
işgalcilerimin adı ahmet olmuş corç olmuş ne anlamı var?
aslolan o yaptıkları inkarcılık ve batıllıksa
                                  meşruiyet gerçeğinde bunun ne değeri var?
hiç duymadın mı ki O Yaradan..
‘fitne’.. ‘katl ‘ den beterdir demiyor mu?..
çünkü sonsuz hayatımızı acılar ya da yaralar değil
                                                                    yalnız suçlar…günahlar ırgalar..
ve bu günah ortamının …biraz daha bol oluşu
diğerinin alcağı o binlercesi cana bile hiç kuşkusuz bedel olamaz..
çünkü şu an çekilmiş ve…bir sonsuzluk çerçevede
düşünenleriz tablomuzu..
ve sonsuz yanında hiç bir sayının
duramayacağını da bilenleriz..
ancak deriz: “ey Sahibim….bizi altından kalkamayacağımız
yüklerin altına sokma Sen…
yükleme …yükümlendirme hiç….
o atalarımıza yükümlenmiş …yükümlükleri
acı bizlere ne olur …affet suçlarımızı
evet Sensin koruyucumuz
                            Sensin bizlere en yakın
yalvarırız bize yardım et …
                       gerçeği örtenlere karşı..