Anti-Gravity etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anti-Gravity etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

çekim yalanı!


bu yazı başta amerika olmak üzere …dünyanın bir çok üniversite ve bilim akademilerine iletilmiş
karşılığında olumlu ve ele alınacağı yazılı 5-6 ileti alınmış ama çok geçmeden bu iletinin gönderildiği hotmail ..hacklanmış ve şifresi değiştirilmişve bir daha irtibat kurulamamış
ve bu işin peşi de ..vardır bir hikmeti diye bırakılmıştır.ancak şu bir gerçektir k;i köhnemiş hükümlerin üstünde duran her kuram bir gün yıkılıp gidecektir!
—————————————————————————e

Genişleme Temelli Kütleçekim Modeli: Bir Alternatif Yaklaşım

Özet:
Bu çalışma, evrenin genişlemesini (Expansion) sadece galaksilerin birbirinden uzaklaşması olarak değil; maddenin en alt yapıtaşlarından (atom ve altı) başlayan bütüncül bir hacimsel artış süreci olarak ele almaktadır. Geleneksel "çekme" (Attraction) kuvveti yerine, genişlemenin yarattığı "Baskı ve İtim" (Pressure and Thrust) mekanizması üzerinden kütleçekimsel etkileri yeniden tanımlamayı amaçlar.
Temel Önermeler:
Genişleme Dinamiği: Evrendeki genişleme sadece uzay boşluğuna özgü değildir; maddeyi oluşturan atom altı kümelerin de bu sürece dahil olduğu varsayılır. Bu durum, uzay-madde dengesini koruyan sabit bir gravitasyonel baskı doğurur.
Kütleçekimsel İvmelenme (Yerçekimi Paradoksu): Geleneksel fizik anlayışındaki "serbest düşüş", bu modelde yerin (yerkabuğunun) genişleme hızıyla maddeye doğru ivmelenmesi olarak açıklanır. Yani kütleçekimi, maddenin pasif bir düşüşü değil, yerkürenin aktif genişleme baskısıyla maddeye "varması" sürecidir.
Baskı ve İtim Mekanizması: Maddeler arası etkileşim, bir çekim kuvvetinden ziyade, genişleyen birimlerin birbirine karşı uyguladığı baskı dengesidir. Bu denge, kütle miktarıyla doğru orantılı bir "alan işgali" ve buna bağlı bir baskı yoğunluğu yaratır.
Enerji ve Isı Etkileşimi: Isı, madde içindeki içsel baskıyı düşürerek moleküler bağları esneten bir unsurdur. Bu durum, maddenin genişleme baskısına verdiği tepkiyi ve yörüngesel hareketleri (Güneş-Dünya etkileşimi gibi) belirleyen temel termodinamik değişimleri açıklar.
Sonuç:
Bu model, kütleçekimini evrenin genişleme hızına bağlı bir "atalet" süreci olarak tanımlayarak, Newton ve Einstein denklemlerinin atom altı seviyedeki uyumsuzluklarına çözüm sunma potansiyeli taşımaktadır

II. Genişleme, Zaman ve Işık İlişkisi

1. Zamanın Genişleme Hızıyla Tanımı:

Geleneksel fizikte zaman soyut bir kavramken, bu modelde zaman; evrenin genişleme sürecinin ta kendisidir. Genişleme hızı, muhtemelen ışık hızıyla doğrudan ilişkilidir. Bir kütlenin "sıfır zaman" veya "sıfır kütle" noktasına ulaşması, evrenin genişleme baskısından (ataletinden) ayrılması anlamına gelir. Bu perspektifte zaman, bir kronometre değil, hacimsel bir akıştır.

2. Işığın Dinamiği ve Baskı Prensibi:

Işık, boşlukta kendi arzusuyla ilerleyen bir tanecik değil, arkasından gelen "genişleme baskısının" bir sonucudur. Foton dalgaları, kaynaktan itibaren birbirini iterek ilerler. Işığın sönümlenmesi veya renginin değişmesi, bu itim gücünün (baskı yoğunluğunun) ön taraftan başlayarak azalmasıyla açıklanabilir. Işık, genişleyen evrenin en saf enerji iletim biçimidir.

III. Kütleler Arası Etkileşim ve "İçsel Baskı"

1. Kümelerin Oluşumu:

Evrendeki her parçacık (atomdan gökadalara kadar), genişleme ataleti nedeniyle çevresine bir baskı uygular. Eğer iki parçacığın birbirine uyguladığı içsel baskı, dış uzaydan gelen genel baskıdan daha yoğunsa, bu parçacıklar bir araya gelerek bir "küme" oluşturur. Bu, maddenin hallerini (katı, sıvı, gaz) belirleyen temel dengedir.

2. Isı: Bir Güç Kaybı Faktörü:

Isı, madde içindeki birimler arası mesafeyi artırarak "zincirleme baskı gücünü" zayıflatır. Isınan bir madde, çevresinden gelen baskıya karşı daha dayanıksız hale gelir. Bu durum, gök cisimlerinin (örneğin Güneş ve gezegenler) birbirine karşı olan konumlarını ve enerji alışverişlerini yöneten gizli mekanizmadır.

IV. Hareket Mekaniği ve Yörünge Hareketleri

1. Dönen Cisimlerin Hafiflemesi:

Bir madde ekseni etrafında dönmeye başladığında, baskı gücünün büyük bir kısmını dönüş yönüne (santrifüj benzeri bir etkiyle) kanalize eder. Bu, diğer yönlere (özellikle yeryüzüne) yapılan dikey baskının azalmasına neden olur. Gezegenlerin yörüngede kalma ve yalpalamadan hareket etme sırrı, bu "baskı bölüşümü" ilkesinde yatar.

2. Atalet ve "Durma" Kavramı:

Havada hareket eden bir nesnenin yavaşlaması, önüne çıkan hava moleküllerinin direncinden ziyade, yerden gelen dikey genişleme baskısının (hava aracılığıyla) cismin hareket gücünü adım adım dengelemesiyle gerçekleşir. Hareket, baskı yönünün bir doğrultudan diğerine transferidir.

Sonuç: Yeni Bir Evren Tasavvuru

​Bu modelde "düşme" yoktur; evrenin atom altından başlayan devasa şişme hareketi içinde maddelerin birbirine "kavuşması" vardır. Kütleçekimi, çekilen bir ip değil, arkadan iten bir rüzgardır. Bu bakış açısı, Newton yasalarının sarsıldığı atom altı hesaplamalarda, eksik olan "itme kuvveti" boşluğunu doldurmaya adaydır

chapary cartwheelly
30.01.200