özgün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

kafam boşsa da yüreğim tıka basa

  kaybettiklerimi de hiç umursamıyordum zaten
çünkü O'nun için bırakıyordum
O'nun için!
yerleri..gökleri
ve tüm güzellikleri yaratan 
O yüce Sahibim için!
çünkü inanıyordum
o sonsuz güzelliklerine
ve bana ancak O verebilirdi o sınırsız kafaları da..
yoksa bu hayatın
    hangi tuzsuzluğuna
ve tatsızlığına katlanarak yaşayabilirdim ki başka?
hiç bir anlamı yoktu ki; sonsuz o, güzelliğin yanında
değersiz ..önemsiz..gereksiz
  ve de bomboş!
nasıl yaşamak isteyebilirdi ki; mantığım
hangi hevesti onu hayata bağlayacak?

evet O'nun için bırakıyordum
O'nun için!
yerleri..gökleri
ve tüm güzellikleri yaratan 
O yüce Sahibim için!
kafam şimdi boş
boşum hayatta ..hem de bomboş!
ama o;sonsuz hayata dair inanın ki
tıkabasa bir doluluk var
şimdi yüreğimde..

batumuma..

 dağlarını tepesini . düzlerini denizini
  karlarını sularını toprağını taşını
her şeyini özledim inan onun her şeyini!
o bunaldıkça yağan yağmurlarını da
hemen ardından bir yerlerden 
o pişkin pişkin açıveren güneşlerini de 
ve o; güneşin... doğuşuyla ve hem de batışıyla
allayıp pullandırdığı rengarenk bulutlarını da 

ne var ki işte ; yetmiyor da bu çektiğim hasret
adımlarımı ikna edip
 o kutlu adımını atabilmeme 
 katılamıyorum böylece ..o en zerafet renklerin
ve en duygulu kokuların ve daha nice nice
birbirinden  seçkin enstrumanlarından oluşan
o görkem dolu orkestralarına
ve üstelik kalkıp gelemediğim gibi bu komşu koltuklardan
onca uzaklıktan da gelse o kısa ve kısık  seslerin bile
hala seni işliyor da   ," yurdum yuvam "diye kalbime
tokalaşmaya kalkmış beklerken o şefkatli 
ve zarif elin cevher dolu parmaklarıyla zihnimde 
unutup  pes ederek   yaslayamıyorum da sırtımı
her an kalkacak gibi..
çünkü ayağımdaki.o prangalar ;"ya anne baban?' 'ya evin ocağın?'
"bir işte bulamazsın oralarda!'
'hem orası geri kalmış bir üçüncü dünya ülkesi!'
ayrıca diline de uzak kaldın tıpkı kültürü gibi!'
burası şimdi asıl vatanın ...otur artık kaderine katlan!'...  prangaları
bağlayışıyla birlikte elimi kolumu
 acı da veriyor bileklerimi sıkmasıyla! 
ki; tatmış tadını almışlar bir kere zincirsiz dolaşmanın
o üç beş aylığına da olsa okşayışıyla toprağını eti kemiğiyle ,
iliklerine kadar işlenmişsin de..sökülemiyorsun kalbinden aklımdan
 yaban eli diyor onay vermiyor vatanlığına
evet kopmuyor kesilmiyor koparamıyorum bağımı
uzaklığımızla ne kadar gerilip incelmişse de bir tel gibi
alır bağlarım sazıma yine çağlar kükrerim!
feryad eden şu türküyü:
"ey dağlarını ufuklara sermiş göklere koşan
yaylasıyla kentlerden ve yalanlardan el çeken!
ey yamaçları kutsanmış coşkuyla vaftizlenen
ovalarıyla yayalalarıyla cenneti tarif eden!
ormanlarıyla bulutları öpüp aleme güzellik saçan!
toprağıyla derde deva  şifalar bitiren!
ey taşlarının haşmetiyle gönülleri fetheden
bekle beni ve inan bana!geliyorum pek yakında!
geleceğim kaderimle beyaz göğüme varınca!
geleceğim sağ omuzum soluma üstün çıkınca! "

girişşiiri

  sizler..
bakmayın böyle şiir gibi 
    dizelendiklerine
şiirden başka her şey var inanın içinde
ve zaten layık olması için de 
böyle bir vasfa
bir şair olmalı yazıp imzalayanı da
maalesef aynamda da 
yok şu anlık öyle biri!
ancak 
yanıla da bilirim tabi 
bu kasvetli odamda..
haydi şimdi
size sesleniyorum size!
haydi gelin 
teker teker!
çıkın ufuktan doğun
doğun da bahtıma saçın ,
saçılın, saçtırın
açın gözümü ey ışıklar!
yansıtın pahamı
biçin değerimi
gösterin bana 
mevkimi, makamımı!

kopmayan sayfalar (tasarım)

 kopmayan sayfalar tasarım : 
kitap 1..
-önsöz ..kopmayan sayfaların tanıtımı
1.bölüm - bir taşın damaya varış öyküsü
2.bölüm-bir damanın karelerdeki seyahati
3-bölüm -karelerin,oyuncuların ,tahtanın ve oyunun keşfi
kitap 2..
1.bölüm-damadan çıkıp satranca geçiş
2.bölüm-satrançtaki taşlar ve filmleri
3.bölüm-şah çekerken mat olup çıkmak
önsöz ...
1-kopmayan sayfaların tanıtımı
2-kopmayan sayfaların okuyucuyla tanışması
okuyucuya seslenip oyuna daveti
3-direktfiler vererek sayfalarına sokması
hangi kafayla gelmesi gerektiğini söylemesi ve 
ilk okuyan kişi olan zaşasa'yı oyuna alması
-damaya koşan adımlar 
1-madde eylem ilişkisi
1.atlama :
buradaki insanların güçleri fena
düşünülecek herşeyi düşünebilecek kapasitede
gelişmiş cihazlarıyla istedikleri herşeyi değiştirme yetisinde
 
evrenin bir beyin olduğunu anlayıp kör noktasında 
düşlediği herşeyi ortaya çıkaran bir medeniyet..


bir hikaye ...
demiş :"şu düşlediğim Tanrısal kurum/sistem adına
her kurumdaşımdan aylık 1'er lira toplayacağım 
ancak buna katılmayan dünyalı ya da dünya dışılardan ise
10'ar lira vergi toplayacağım.."
ki sonra da..
o Tanrıdan inme yeteneği ve zekasıyla
hack -layıp tüm yeryüzündeki işlemcileri
baş edilmez bir şekilde bu arzusunu yerine getiriyormuş.


yazdıran dünyanın!

görmez misin geleceği
            karalar bağlamış alnına!
duymaz mısın gayretleri 
mat olmuşlar bir piyona
vurdum duymaz arzular
                  çıt çıkarmaz bilekler
ne kalkabiliyor yerinden 
ne kıpırdıyor ayaklar!
yalnızca ama yalanızca
     o;çaldıkları zillerle
          hak vererek zillete;
                      "ey boyunlar, boyunlar!
bükülün!
bükülün kesilmektense..
      inanmayın özgürlüğe
                   özenmeyin adalete,
siz boş verin de geleceği
              geçmişi olun yarının 
adınız kalsın hiç değilse 
 şer olsa da
kem olsa da" ...diyerek bileklerine
ve korkmasınlar diye de
zincir ,pranga yerine
iştahlar bağlayan
                       ah! o zalim mideler!...
ah vicdansız mideler!

evet..işte bu yüzden 
şimdi
     ey anaların anası!
acı ve merhamet bana
           sen insaf et ne olur!
çıkartma beni doğurma
getirme sakın şu; zalim 
                     ve insafsız dünyaya!

(not: doğmamış bir bebeğin zihninden)

bulutsu yalanlar

ah!
bir an o sandım!
o değilmiş meğer
bulutmuş hareket eden..
ben de diyorum :"hiç yıldız
 kayar mı böyle aheste?"
durun ama!
durun durun!
bunu yazmayacaktım ben!
zamandan bahsedecektim asıl
evet zaman...
o akıp gidiyor aslında..
aslınd..
aslın...asl...
aa! 
evet yaa!
doğruya!
ben de diyorum :"hayat dediğin
hiç yalan mı olur böyle?"diye
 

notalanırken hüküm kulağına

 O'nu arayan gönül
umuşuyla akıyor
önüne gelen her kalbe
her yana dağılmış atomlar
onu arıyor döne döne
divane gibi  sarhoşçasına..
ve her sarhoşluğun ardından
uyanmak gelir esneyerek
ve her esneyiş ardından
ovuşturulur da gözler
şunlar dökülür ağızlardan
peşi sıra her zaman:
"aa!
 birer besteymişiz
  meğer bizlerde!
ve birer notaymış duygularımız
çalıp duruyormuşuz durmaksızın sürekli
ama şimdi 
dolmuş da kayıt süremiz
gürültümüzü duyduk 
çökünce sessizlik ..
gördük ne kadar düzensiz
ve ahnekten uzak 
besteler olduğumuzu da
duyduk gerçek değerimizi
bir konçerto zannıyla 
şu saçma hayatı 
hamallayan aptallığımız!
oysa bir kaç vuruşluk 
notalardan ibaretmiş koskoca kaderimiz!
birer parazitmişiz meğer gerçek kulağımızda
yaşamın çalarlığında 
aktarmış, kalmış,
kalkmış,yürümüş,
oturmuş,serilmiş 
ve  bu hareketler eşliğinde
duygulanıp duygulanıp 
notalar dizmişiz
o adalet kulağı
hüküm zarına..


çaylaklığın hamlığıyla

 biliyorum 
farkındayım..
henüz daha çok erken,
yazmaya başlayalı bir yılı devirmeden
bir kitaba yerleşmek
alıp eline sonra da
dönüp aynaya okumak..
ne yaparsın heyecan işte,
dinlemeden aklımı ,selime de bakmadan
şu çömezlik satırlarla
dökülmüşüm ortalığa!
ama sakın !
sakın ama 
atmayın sakın,
asılsa da dudağınız ..yükselen kaşınızla
alay edip aklınızca
  iğrentiler kussanız da,
atmayın elinizin tersiyle 
bir çöp kabına!
siz bence en azından 
bir merdiven koyun da 
ayağınızın altına;
müsait bir raf bulup
bu günlerin çok mu çok uzağında.. 
saklayın ki bu yazıları
gün gelip de ben ustayı 
siz hayranı oynarken ,
açar okur ve dersiniz
çoluk çocuğunuza:
"gördünüz mü koca şair 
ne saçmalamış toyluğunda!
hamlığına da aldırmadan
ilk meyvenin coşkusunda
patır kütür dökülmüş..
bir bahar melteminde
 ki zaten o ta en başında
dalgaları kovalarken
bir gürcü sahilinde 
kulaklığında Johann'lar morrisler
elinde çılgın kalemler
valslar dönerken satırlarında
kapılmıştı  bu rüzgara..
ve durmamıştı bir daha da
o gün bu gündür..
ta ki gün gelip 
meyve vermekten 
artık bıkıp usandığı
işte şu son satırını
yazana dek:
"bıktım yazıp çizmekten
..kırın artık beni!"