çaylaklığın hamlığıyla

 biliyorum 
farkındayım..
henüz daha çok erken,
yazmaya başlayalı bir yılı devirmeden
bir kitaba yerleşmek
alıp eline sonra da
dönüp aynaya okumak..
ne yaparsın heyecan işte,
dinlemeden aklımı ,selime de bakmadan
şu çömezlik satırlarla
dökülmüşüm ortalığa!
ama sakın !
sakın ama 
atmayın sakın,
asılsa da dudağınız ..yükselen kaşınızla
alay edip aklınızca
  iğrentiler kussanız da,
atmayın elinizin tersiyle 
bir çöp kabına!
siz bence en azından 
bir merdiven koyun da 
ayağınızın altına;
müsait bir raf bulup
bu günlerin çok mu çok uzağında.. 
saklayın ki bu yazıları
gün gelip de ben ustayı 
siz hayranı oynarken ,
açar okur ve dersiniz
çoluk çocuğunuza:
"gördünüz mü koca şair 
ne saçmalamış toyluğunda!
hamlığına da aldırmadan
ilk meyvenin coşkusunda
patır kütür dökülmüş..
bir bahar melteminde
 ki zaten o ta en başında
dalgaları kovalarken
bir gürcü sahilinde 
kulaklığında Johann'lar morrisler
elinde çılgın kalemler
valslar dönerken satırlarında
kapılmıştı  bu rüzgara..
ve durmamıştı bir daha da
o gün bu gündür..
ta ki gün gelip 
meyve vermekten 
artık bıkıp usandığı
işte şu son satırını
yazana dek:
"bıktım yazıp çizmekten
..kırın artık beni!"



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder