sana duyduğum sevgi 'ali'
bana duyduğun sevgi de 'veli' olsun mesela..
tanışırlar bir gün
ali ile veli..
ve veli ali' ye
"kalk ,haydi gidelim ,der beraberce"
sorar ali veliye :"nereye?"
veli der: "o kutsal tepeye"
ali der: "hayır hayır
oranın yolu çok zorlu
denemiştim daha önce"
"olsun ,der veli
olsun dene bir kez daha
üstelik ben de varım bu defa
derman olurum tökezlerine"
bunun üzerine ali:
"pek ümidim yok ama
madem ısrar ediyorsun
haydi deneyelim " der
ve çıkarlar böylece
o yürek isteyen yola
başlarlar yavaş yavaş
yokuş yamaç tırmanmaya
başlangıçlar hep velidir hızlı ve önde olan
ve çekip durmaktadır aliyi
hızlansın diye
ama günler geçtikçe
kovaladıkça metreler metreleri
veli formunu yitirmeye
ali ise sakin adımlarla
önden çekmelere başlar veliyi
sonunda gelip çatarlar ki bir yamaca
veli için kırmızı
ali'ye yeşiller yakan
"hadi, demiş ali
çıkarsana sevgini"
"peki ya kayıp düşersek?" demiş veli
-bu sıradan yamaçtan mı?
-sana sıradan gelebilir
ama bil ki benim için
devasa bir uçurum bu!
ayrıca ben yuvasına bağlı
ve de şu an yuvasını
çok çok özlemiş biriyim..
vazgeçtim kusura bakma
dönüyorum evime"
deyince alinin cevabı
bir hayli sert olmuş
dışı yumuşak görünse de:
"pekâlâ
madem öyle..
"yalnız gitmeden önce
şöyle koca bir çukur açıp
içine de koca bir ağaç dik de
insanlar
anlasınlar nasıl ekildiğimi!"
veli ise maalesef oralı bile olmamış:
ve demiş:
"sen de bırak bence..
benim gibi dön evine
çıkamazsın tek başına
kurda kuşa yem olma!"
ali ise: "hayır ,demiş asla!
sana da muhtaç değilim korkaklığa da!
varacağım o doruğa
tek yarenim azim ile
ve vardığımda oraya
mutluluk içinde debelenen
adımlar alır yerini!
bir daha da inemem asla
ocağım olur gökyüzü
sarar benliğimi
sonsuzluk bulutları!"
bana duyduğun sevgi de 'veli' olsun mesela..
tanışırlar bir gün
ali ile veli..
ve veli ali' ye
"kalk ,haydi gidelim ,der beraberce"
sorar ali veliye :"nereye?"
veli der: "o kutsal tepeye"
ali der: "hayır hayır
oranın yolu çok zorlu
denemiştim daha önce"
"olsun ,der veli
olsun dene bir kez daha
üstelik ben de varım bu defa
derman olurum tökezlerine"
bunun üzerine ali:
"pek ümidim yok ama
madem ısrar ediyorsun
haydi deneyelim " der
ve çıkarlar böylece
o yürek isteyen yola
başlarlar yavaş yavaş
yokuş yamaç tırmanmaya
başlangıçlar hep velidir hızlı ve önde olan
ve çekip durmaktadır aliyi
hızlansın diye
ama günler geçtikçe
kovaladıkça metreler metreleri
veli formunu yitirmeye
ali ise sakin adımlarla
önden çekmelere başlar veliyi
sonunda gelip çatarlar ki bir yamaca
veli için kırmızı
ali'ye yeşiller yakan
"hadi, demiş ali
çıkarsana sevgini"
"peki ya kayıp düşersek?" demiş veli
-bu sıradan yamaçtan mı?
-sana sıradan gelebilir
ama bil ki benim için
devasa bir uçurum bu!
ayrıca ben yuvasına bağlı
ve de şu an yuvasını
çok çok özlemiş biriyim..
vazgeçtim kusura bakma
dönüyorum evime"
deyince alinin cevabı
bir hayli sert olmuş
dışı yumuşak görünse de:
"pekâlâ
madem öyle..
"yalnız gitmeden önce
şöyle koca bir çukur açıp
içine de koca bir ağaç dik de
insanlar
anlasınlar nasıl ekildiğimi!"
veli ise maalesef oralı bile olmamış:
ve demiş:
"sen de bırak bence..
benim gibi dön evine
çıkamazsın tek başına
kurda kuşa yem olma!"
ali ise: "hayır ,demiş asla!
sana da muhtaç değilim korkaklığa da!
varacağım o doruğa
tek yarenim azim ile
ve vardığımda oraya
mutluluk içinde debelenen
adımlar alır yerini!
bir daha da inemem asla
ocağım olur gökyüzü
sarar benliğimi
sonsuzluk bulutları!"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder