eşyaların ruhu

 ne yani?
            dedim sonra da,
terk edemezdim ya doğruları
                  onlar birer yapay diye!
şu örneğin karşımda
sus pus duran sehpa..
duygulandıramaz mıydı, 
bir ağaç kadar beni?
elbette ki çok zordu!
     evet hem de çok zor!
şu kısılmış duyuşlar
              bu  körelmiş algılar..
ama mecburdum işte 
                bunu yapmaya mecbur!
ve ben işte uğraştım
ve sonunda yaptım da
ve görebildim de böylece 
  cansızların canını da!
hatta pek o kadar da
zorlanmadım.üstelik
basitti aslında bu düğümü çözüşüm.
ucunu bulmam yetmişti 
 artmıştı bile ipinin
bulmaktı çünkü
asıl sorun
ve teptenha bir kafaydı ..onu bulacak olansa
ve insanı böylesine bir dinginliğe vardıran
insanlardan ,cihazlardan 
ve kaçıp dışarılardan 
kendinle.. yapayalnız 
ve içerinle baş başa
yakaladığım o uçsa;
cevher gören bir gözün 
lağım gören bir gözden
çok daha faklı duygular düşünceler üretmesi..
evet evet kesinlikle!
hatta işitsellerde de
durum bunun tersine;
cansızların notaları çok daha ön planda
zaten duygu vermeyen 
 bir varlık olur mu hiç?
duygulandırdığından ya zaten
ona varlık denmekte
ne olsun sebepleri  bu işlevlerinden başka?
işte bizlerin amacı da 
böyle duygu üretmek..
ne beden ne akıl
sigaranın dumanı gibi
gömülecek izmaritten
geriye kalacak tek tanık!
ancak ne var ki
"bir sorun bir çözüm ,diyor 
ve halen bekliyor
peki görselliğin işitsellikten 
ne farkı var da;
 birinde cansızlar sanki yokmuşçasına 
diğerinde alınmış çalınıyor, çırpılıyor?
yansısızlığından mı yoksa?
ayna işlevi göremez kırıcılığıyla,
yansıtamıyor belki de yüklenen duyguları?
bir nevi maddenin kırılmazları..
insan beyni ürettiği dalgaları
saçar ya dört bir yana 
ışık fotonları nasıl çarpıp dönüyorsa maddelerden
ve sonra da uçsuz evrene 
kanatlanıp uçuyorsa
yaydığımız dalgalar da 
aynı akıbete uğruyor belki de..
ışık görüntü olarak dönerken geriye 
duygularımız duygu olarak dönüyor 
bize ve evrene
 bu yüzden de bir insanın duygusal yönü ile
arifliği her zaman doğru orantıda
ruhumuz ne kadar titreşir
  dalgalanırsa
onun yoğunluğunda duygular teper evrenimiz
ve bilir misin bilmez misin
bilmem ama;
işte bu dalgalardır ışık hızını bile
                                    kaplumbağa çevirten

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder