boş kaldığım zamanlar
hep sana adanmış
beynimdeki yalnızlığı gideresin diye
titreyen hücrelerinin
buz kesmiş boşluklarını ısıtasın diye..
o an saygıya geçer
dikilir duyular ve hisler
ne bir iş kalır sonra ..ne yapılacak bir ödev
dümenleri kitlenmiş
öylece baka kalır gözlerim
okyanusun derinlerinde
kaybolmuş bir yıldız gibi
yansımaktan aciz.. tek sunduğu karanlık!
duyamam göremem hayatı
çekip başımı içimden ..dışlağıma bakmadan
tüm o yakınlaştıkça kendisine
yakından bakıldıkça
güzelliğini yitiren güzellikler
yani evrendeki herşey gibi..
bu ne kadar garibime ve gariplerine gitse de
gitse de bu tuhaflığın üstüne
hak sayarak cevabını,
değişmeyecek bu doğru
düşeceksin kapısına!
ya vurarak tokmağına
ya da basarak ziline
eliyle ya da isteğiyle
dürtecekler bir yerini "dön evine" diye
ne isteyecekler?
ya ekmektir ya şarap!
ya sevinmektir ya ağlamak!
nesi var ki iki aralık
ve beş duyusundan başka?
göster aksi bir kapı
..da çıkıp kurtulsun bu tozlu hayattan!
o ki:
süpüren bir süpürgeden
fırlamış su damlası
ıslamak için yerleri ..tozumasın diye
eline geçen ne kadar
toz tanesi bulduysa
küresinin çapı kadar ..yutup çiğnemeye kalkmış
itilip sürüklenmesiyle
süpürgenin her darbesinde
yedikçe yiyesi gelen
geldikçe indiren
..dikçe hazmeden
..ettikçe büyüyen
..dükçe kocayan
...dıkça çöken
..tükçe ağırlaşan
..tıkça da yavaşlayan bir
kartopu gibi
dönüp durmuş zaman topuzunun
püskülleri; yüzyıllar ..asırlar..
bağlandığı yıllar
aylar haftalar
günler saatler
dakikalar saniyeler
ve saliselerinin sürüklemesi
(okşaması ya da darbesiyle)
onların ve onlardan
önce gelmiş ya da gelecek
iştahların açlığıyla
çarpılan dünyanın
kaslarından sızan damlalara
bölünmesiyle ortaya çıkan
kader sayılarınca
temizlenmiş ve yıkanmış
tozlandıkça ,
kirlendikçe
chapari'nin odası ..
hep sana adanmış
beynimdeki yalnızlığı gideresin diye
titreyen hücrelerinin
buz kesmiş boşluklarını ısıtasın diye..
o an saygıya geçer
dikilir duyular ve hisler
ne bir iş kalır sonra ..ne yapılacak bir ödev
dümenleri kitlenmiş
öylece baka kalır gözlerim
okyanusun derinlerinde
kaybolmuş bir yıldız gibi
yansımaktan aciz.. tek sunduğu karanlık!
duyamam göremem hayatı
çekip başımı içimden ..dışlağıma bakmadan
tüm o yakınlaştıkça kendisine
yakından bakıldıkça
güzelliğini yitiren güzellikler
yani evrendeki herşey gibi..
bu ne kadar garibime ve gariplerine gitse de
gitse de bu tuhaflığın üstüne
hak sayarak cevabını,
değişmeyecek bu doğru
düşeceksin kapısına!
ya vurarak tokmağına
ya da basarak ziline
eliyle ya da isteğiyle
dürtecekler bir yerini "dön evine" diye
ne isteyecekler?
ya ekmektir ya şarap!
ya sevinmektir ya ağlamak!
nesi var ki iki aralık
ve beş duyusundan başka?
göster aksi bir kapı
..da çıkıp kurtulsun bu tozlu hayattan!
o ki:
süpüren bir süpürgeden
fırlamış su damlası
ıslamak için yerleri ..tozumasın diye
eline geçen ne kadar
toz tanesi bulduysa
küresinin çapı kadar ..yutup çiğnemeye kalkmış
itilip sürüklenmesiyle
süpürgenin her darbesinde
yedikçe yiyesi gelen
geldikçe indiren
..dikçe hazmeden
..ettikçe büyüyen
..dükçe kocayan
...dıkça çöken
..tükçe ağırlaşan
..tıkça da yavaşlayan bir
kartopu gibi
dönüp durmuş zaman topuzunun
püskülleri; yüzyıllar ..asırlar..
bağlandığı yıllar
aylar haftalar
günler saatler
dakikalar saniyeler
ve saliselerinin sürüklemesi
(okşaması ya da darbesiyle)
onların ve onlardan
önce gelmiş ya da gelecek
iştahların açlığıyla
çarpılan dünyanın
kaslarından sızan damlalara
bölünmesiyle ortaya çıkan
kader sayılarınca
temizlenmiş ve yıkanmış
tozlandıkça ,
kirlendikçe
chapari'nin odası ..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder