altına kaçırılan mutluluklar

 ve nihayet gelmişti de
artık bir son vermek üzere
 sıkına sıkına tuttuğu
o  sıkılmışlığına
 bir son vermek üzere
belki günler, belki aylar
hatta yıllarca arayıp da durduğu
ve tek muradı bildiği; tuvaletin kapısına
ve tam dalıyordu ki içeri
rahatlama ümidi ve coşkusu içinde
çıktı da birden bire
karşısına birisi:
 "hayır! dedi hayır!, aman gireyim deme!"
şu fakiri dinle sakın karşı gelme!.."
demesiyle de bizim ki
afalladı kaldı
zira o an onun için
"neden?" sorusu bile
koca bir saçmalıktı..
'bu da ne demek şimdi? '
'nas nassııl yani?'
gibice ifadelere bürünmüşken yine
karşındaki ısrarla:
-ne olur  sözümü dinle 
sorma da hiç bir şey sakın!
ki sorsan da zaten
  anlayamazsın bir şey" 
güven bana sadece ve dön geldiğin yere"
 dediyse de o hala: 
"bu saçmalık! ,saçmalık ! ,
der ifadelerde 
-ne sakıncası olabilir ne?
ki onca çabam ve gayem
hep buna adanmış,
ve bu mutlu an olmuşken
 tek bildiğim amaç,
hem de yaşarken böylesine
derdini ızdırabını 
neden kendimi  bundan mahrum bırakayım neden?
 durduk yere mantıksızca
 niye mahrum edeyim kendimi
böylesi bir rahatlıktan ? 
ki bu rahatlık değil miydi 
tek koşturma amacım?
şimdi niye vazgeçip kaçınayım niye?
ki çevremde de onca insan
bunu yapıyorsa bir de?
neden bir suçu işlemiş sayılayım?
ne mantığı var ne?
neden inanayım  kanıtsız bir şeye?
neden inanayım bilmediğim bir sebebe?
ve o sebebin sonucu da;
mahrum kılıyorsa beni 
koca bir hoşluktan?
ve de mahkum ediyorsa beni bir zorluğa?
hayır hayır! hayır hayır!
bırak artık geçeyim!
çekil önümden çekil!
yasaksa yasak..günahsa günah!
ne olursa olsun 
    gireceğim içeri
ve yapacağım çişimi! " 
demiş ve de dalmış içeri
ve salıp bırakmış sonra da
rahatlaya rahatlaya 
tuttuğu neyi var neyi yoksa
ve derken ve derken 
sonra yavaş yavaş
 başlayan bir sıcaklık 
sonra ıslaklık 
sonra kıpırdanmalar kıvranmalar
derken sonra derken
bir de açmış ki; gözlerini
 sereserpe yatıyormuş
sırılsıklam bir yatakta..




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder